Rss Feed

‘SAGLIK’ Category

  1. Gut hastalığının nedenleri nelerdir?

    20 Aralık 2010 by admin

    Gut hastalığı; bazı eklemlerde ağrı, duyarlılık, kızarıklık, şişlik ve ısı artışı ile ani olarak gelişen ve şiddetli ataklarla seyreden bir hastalıktır. Genellikle her seferinde bir eklemi etkilediği ve bu eklemin de çoğunlukla ayak başparmak eklemi olduğu bilinmektedir.
    Gut hastalığından diz, dirsek ve el bileği gibi diğer eklemler de etkilenebilir. Ataklar çok hızlı olarak gelişir ve ilk atak genellikle gece olur. Tüm romatizma türleri içinde en ağrılı olanıdır.

    Gut atakları şu nedenlerle gelişebilir:
    - Çok fazla alkol alımı
    - Çok sıkı diyet ve açlık
    - Bazı yiyeceklerin fazla yenmesi
    - Operasyon geçirme (diş çekimi gibi basit bir girişim bile neden olabilir)
    - Ani, şiddetli bir hastalık geçirme
    - Aşırı yorgunluk ve herhangi bir nedenle aşırı derecede endişelenme
    - Eklem travması, yaralanma
    - Kemoterapi uygulanması
    - Diüretik ilaçların alınması
    (Diüretikler tansiyon yüksekliğinde kullanılan, vücuttan sıvı atılımını sağlayan ilaçlardır)

    Bir gut hastasıysanız ve küçük bir yaralanma, travmadan sonra ekleminizde çok ağrı olursa ve iyileşmesi umulandan uzun sürerse, bunun bir gut atağı olabileceğini düşünün.

    Vücut sisteminizi rahatsız eden herhangi bir olay gut atağını başlatabilir. Akut atağın erken bulguları açısından tetikte olunuz; çünkü tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar yararlı olur.

    Gut hastalığının nedenleri nelerdir?

    Gut vücudumuzdaki ürik asit fazlalığından oluşur. Ürik asit sağlıklı kişilerin kanında da çeşitli kimyasal işlemler sonucunda bir yıkım ürünü olarak bulunur. Ancak ürik asidin fazlalılığı ya ürik asidin yapım fazlalığından, ya böbreklerden atımının az olmasından ya da vücutta ürik asit haline dönüşen pürinlerin bazı yiyeceklerle fazla miktarda alınmasından kaynaklanır.

    Kırmızı et, deniz ürünleri ve bakliyat pürin açısından zengindir. Alkollü içecekler de ürik asit seviyesini belirgin olarak artırır. Gut hastalığının fazla yeme ve içme nedeniyle ortaya çıktığı görüşü doğru değildir. Bazı yiyeceklerin fazla yenmesi ya da çok kilo alınması gut hastalarında atakları daha çok ortaya çıkarabilir.

    Vücutta ürik asidin geçirdiği kimyasal işlemlere ait sorun ailelerde kalıtsal olarak geçebilir ya da başka bir hastalığın komplikasyonu olarak ortaya çıkabilir. Bu sorun, kişiye anne-babasından ya da büyükanne-dedelerinden geçiş yapar. Ancak çevresel faktörler de rol oynayabilir. Ayrıca ailenin her bireyinde gut atakları görülmez.

    Zamanla, kanda ürik asit fazlalığı eklemler etrafında birikimlere yol açar. Sonuçta, ürik asit eklemler içinde dikiş iğnesine benzer kristaller oluşturur ki bu durum gut ataklarına neden olur. Bu kristaller sadece eklem içinde oluşmaz. Ürik asit aynı zamanda cilt altında, kulak memesinde tofüs olarak ve idrar yollarında böbrek taşları olarak karşımıza çıkabilir. Tofüs küçük, beyaz bir sivilceye benzer.


  2. Ağız içi yaraları tehlike habercisi olabilir

    by admin

    Uzmanlar, bazen tekrarlayıcı olan ağız içi yaralarının, basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi kanser, Behçet ve frengi gibi ciddi hastalıkların da başlangıcı veya belirtilerinden biri olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Uzun yaptığı açıklamada, yemek yemeyi, konuşmayı, hatta genel vücut sağlığını etkileyebilen ağız içi yaraların, her yaşta görülmekle birlikte erkeklere oranla kadınlarda daha sık rastlandığını belirtti.

    Ağız yaralarının, genellikle bir bölgede, bazı durumlarda birkaç farklı noktada oluşabildiğini, bazen 3-5 günde geçip birkaç ay sonra yeniden tekrarlayabildiğini ifade eden Uzun, şunları kaydetti:

    “Halk arasında (aft) diye adlandırılan bu yaralar mutlaka dikkate alınmalı. Ağız içi travmalar, özellikle diş darbeleri, aft oluşumunu başlatan en önemli nedenlerdir.

    Tuzlu gıdalar, asitli içecekler, sigara, baharatlı yiyecekler afta neden olabilir. İçi sıvı dolu, ağrılı kabarcıklar halinde, ağız içi ve dışında, hatta yüzün başka bölgelerinde de görülebilir.”

    Uzun, dudağın iç kısımları, damak, dil, yanak içleri ve diş etleri gibi yumuşak dokulara yerleşmeyi seven küçük yaraların, basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi kanser, Behçet ve frengi gibi ciddi hastalıkların da başlangıcı olabileceğine dikkati çekti.

    Her 5 kişiden birinde görülüyor

    Her 5 kişiden birinde görülebilir aftın yüzde 60′ında hastalık teşhisi saplanamadığını belirten Uzun, şunları kaydetti:

    “Ağız içi yaralarının en sık nedenlerinden biri de Behçet hastalığıdır. Bu hastalık, dünyada en fazla Akdeniz ülkelerinde ve bunlar arasında da Türkiye’de görülüyor. Üniversite hastanesinde günde 2-3 Behçet hastalığıyla karşılaşıyoruz. Behçet hastalığının en önemli belirtisi ağız içindeki yaralardır. Bu hastalığın diğer bulguları ise genital bölgede, benzer tekrarlayıcı yaraların olmasıdır.

    Gözde yanma, batma, bulanık görme gibi belirtiler de olur. Bu hastalık tuttuğu organı tahrip eder, körlüğe kadar varan olumsuz sonuçları vardır.”

    Behçet hastalığında hasar oluşmadan önlem alınması gerektiğini, erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten Uzun, “Ağızdaki yaralar geçmiyorsa kanser olasılığı daha yüksektir. Ancak, bazı ağız yaraları frengi gibi cinsel yolla bulaşan hastalıkların da habercisi olabilir. Ancak, bu durumda genital bölgede de yaralara sık rastlanır” dedi.


  3. Botoksla aşırı terleme tedavisi

    19 Aralık 2010 by admin

    Tıbbın birçok alanında çok etkili sonuçlar veren botoks, farklı sebeplerden kaynaklanan aşırı terleme sorunlarının tedavisinde de kullanılabiliyor… İşte aşırı terleme sorununa botoks ile etkin çözümün ayrıntıları…
    Terleme insanlarda doğal olarak görülürken, aşırı terleme çok büyük sorunlar yaratabiliyor. Özellikle ter bezlerinin fazla çalışmasına bağlı olarak deri yüzeyine salınan terin artması sonucu, kişide gündelik yaşamı etkileyecek derecede fazla ve rahatsız edici terleme görülebiliyor. Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı, aşırı terlemenin nedenleri ve botokslu terleme tedavisi ile ilgili bilgiler verdi.

    Aşırı terlemenin nedenleri

    Ter miktarı kişiden kişiye göre değişebildiği için aşırı terlemenin tanısı ve değerlendirmesi çoğu kez zordur. Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin çalışması ile doğru orantılı olup, aşırı terleme toplumun yüzde 1’inde karşılaşılan bir sorundur.

    Aşırı terlemenin en önemli nedenleri arasında stres, değişik uyaran ilaçlar (emetikler, insülin), tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinde görülen hastalıklar, menopoz, hipoglisemi, şişmanlık, bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar ve hormonlar yer alır. Sistemik hastalıklardan diyabete, kalp yetmezliğinden karsinaid sendroma kadar pek çok sağlık sorunu da bu tür terleme yapabilir. Pratikte en çok görülen terleme şekli; strese bağlı olan ve özellikle avuç içi, ayak tabanı, koltuk altı ve daha az olarak da yüz ve kasıkta terleme yapan tiptir.

    Terleme olan bölgelerde bakteri üremesi kolaylaşacağı için aşırı terleme kokuya da neden olur ve kişinin fiziksel ve sosyal hayatını negatif yönde etkiler. Bu gibi durumlar özellikle ellerde, ayak tabanında, yüzde ve gövdede oluşabilir ve kişinin terlemesi ile stres arasında kısa bir denge oluşur. Stres durumu ile birlikte bu bölgelerde hızlı bir terleme gözlenir.

    Terleme nedenlerinin saptanması

    Terleme tedavisine başlamadan önce ilk aşamada terlemenin nedenleri araştırılır. Kişide kilo problemi olup olmadığı incelenir. Uzun süreli geçirdiği herhangi bir rahatsızlık olup olmadığı, menopoz döneminde olup olmadığı, tiroid bezi veya böbrek üstü bezi ile ilgili herhangi bir problemi olup olmadığı araştırılır. Sorun saptanamadığı durumlarda sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Bu soruna karşı çok değişik tedavi şekilleri uygulanabilir:

    1. Hastanın beyaz renkli, hafif, pamuk elyaf içeren giysiler ve çoraplar giyilmesi tavsiye edilir.

    2. Bölgeye yönelik kurutucu pudra ve solüsyonlar kullanılması tavsiye edilir. Pudralar nemi alıp, bölgenin kurumasını sağlayabilir ve antiseptik ilaçlar ikinci enfeksiyonun yerleşmesini engelleyebilir.

    3. İyontoforez: Özellikle ellerdeki, ayaklardaki ve koltuk altı bölgesindeki aşırı terlemede kullanılan bir yöntemdir. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemle, bölgesel, hafif ve orta derecede terlemesi olan hastalarda oldukça iyi cevap alınıp, 1 – 3 aylık iyileşme dönemleri sağlanabilir.

    4. Botoks tedavisi: Özellikle el içi, ayak tabanı ve koltuk altı terlemesinde kullanılan bir ilaçtır. Bu yöntem ter bezlerini çalıştıran sinirlerin faaliyetlerini azaltarak terlemeyi birkaç kat azaltır ve ortalama etki süresi 8-10 aydır.

    Botoks en etkili yöntem

    USA Florida’da uzun süreli tıbbi çalışmaları olan Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı, aşırı terleme tedavisinde en etkili yöntemin botoks uygulaması olduğunu belirterek diğer tedaviler hakkında şu bilgileri verdi:

    “Tıpta birçok alanda mucizevi tedaviler sağlayan botoks, bu kez de terleme tedavisinde başarılı sonuçlar vermektedir. El içlerindeki, ayak tabanlarındaki ve koltuk altlarındaki terleme çağlardan beri hem kadınlarda hem de erkeklerde, her zaman büyük sorunlar yaratmasına rağmen, tedavi seçenekleri oldukça kısıtlı. Tedavi amaçlı uygulanan lokal solüsyonlar ve pudralar ise ancak çok kısa süreli var olan ter salgısını kurutmak amacı ile uygulanabilecek çok eski seçeneklerden biri.

    Gündelik yaşamdaki aşırı terleme miktarının üzerinde fazlaca etkisi olmayan bu yöntemler artık birçok kişi tarafından tamamen unutulmuş tedavi seçeneklerinden biri. Seneler sonra piyasaya çıkarılan iyontoforez yöntemi ise özellikle el içi ve ayak terlemelerindeki bölgesel hafif terlemelerin tedavisinde kullanılan bir cihaz. Ancak bu yöntem hem ekonomik değil, hem de kişinin fazlaca zaman kaybetmesine sebep oluyor.

    Pudra ve solüsyon tedavisine nazaran daha tatmin edici sonuçlar verebilen bu yöntem için kullanılan cihazın yaygın olarak bulunmaması da yöntemin tercih edilmemesine sebep oluyor. Aşırı terleme konusunda ‘sempatektomi’ (sinir ucu kesisi) ise cerrahi seçeneklerden biri. Genel anestezi şartları altında gerçekleşen bu yöntem de özellikle aşırı derece terlemelerde göğüs, kalp damar cerrahları tarafından uygulanabilen bir yöntem. Ameliyat sonrası cerrahi bakım gerektiren bu durum ancak bu konuda fazla vaka sayısı ve tecrübesi olan operatör hekimlerce uygulanabilecek bir seçenek, işin ekonomik kısmı ise oldukça yüksek.”

    Uzun süreli etki…

    Son 15 yılda estetikte “çağın mucizesi” olarak tanımlanan botoks sayesinde, hem yüzdeki sevimsiz, zamanın acımasız izleri geçirilirken hem de tikler, nörolojik vakalar ve özellikle yüksek teknolojinin bile tedavi sağlayamadığı aşırı terleme tedavi edilerek, başarılı sonuçlar sağlanıyor.

    Özetlemek gerekirse; göz çevresi, alın ve kaş ortasındaki kırışıklıkları gideren botoks, aşırı terleme ve ter kokusunun rahatsız edici durumundan da kurtarıyor. Kadın ve erkeklerde kolaylıkla uygulanabilecek bu yöntem ortalama 15-30 dakika içindeki yapılan pratik bir uygulama ile çok uzun bir süre boyunca rahat etmenizi sağlıyor.

    Nasıl uygulanıyor?

    El içi, ayak tabanı ve koltuk altındaki terlemeye karşı botoks uygulamaları oldukça pratik bir şekilde uygulanıyor. Dr. Melisa Eczacıbaşı uygulamayı şöyle anlatıyor:

    “Problem olan bölgede ilk aşamada gerçekten terleyen bölge, testler ile tespit edilir, daha sonraki aşamada bölgeye uyuşturucu niteliği taşıyan kremler tatbik edilir ve 15 dakika beklettikten sonra uygulamaya başlanır.

    Son derece ince uçlu (insülin enjektörü) vasıtasıyla problemli olan bölge içine botoks ilacı enjekte edilir, aşırı bir acı hissi duymadan, tedavi için defalarca zaman ayırmadan ve cerrahi herhangi bir bakıma gerek kalmadan ortalama 10-12 ay boyunca hem terlemenin miktarı oldukça azalır, hem de terin rahatsız edici kokusundan kurtulunur. Botoks bu bölgede aşırı çalışan ter bezlerinin ve kasların istenmeyen hareketlerini etkilediğinden, terleme sorunu da giderilmiş olacaktır.”

    Bugün ABD’de bilinçli, eğitimli ve tecrübeli binlerce hekim tarafından uygulanan bu yöntem oldukça yüz güldürücü sonuçlar veriyor. Hem kadın hem de erkeklerde, birçok yaş grubunda uygulanabilecek bu yöntem sadece bu konuda bilinçli uzman hekim tarafından uygulanmalı.


mirc sohbet siteleri cet islami chat