Rss Feed

‘CİNSELLİK’ Category

  1. Daha zevkli cinsel yaşam önerileri..

    20 Aralık 2010 by admin

    20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini,

    fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.

    Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir. Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.

    1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.

    2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.

    3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.

    4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.

    5: Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.

    6: Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.

    7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.

    8: Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.

    9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir


  2. Afrodizyak olarak “Nefes”inizi kullanın

    19 Aralık 2010 by admin

    Nefes, insanın özünü keşfetme yolculuğunda bir bilim, ortaya çıkardığı sonuçlar açısından bir teknik ve yarattıkları açısından ise bir sanattır.

    Varlığımızın bu mucizevi özelliği eğer doğru kullanılırsa sağlığı mükemmelleştiren, zihnin huzur bulmasını sağlayan ve ruhun daha yüksek boyutlara hareket etmesine fırsat veren bir güce dönüşebilir.

    Günümüzdeki pek çok sağlık sorunu, bağışıklık sisteminin zayıflaması, şişmanlık, cinsel gücün azalması, hafıza zayıflığı ya da cilt sorunları gibi meselelerin ardında hatalı nefes alışkanlıkları bulunmaktadır.

    Nefes, eğer doğru kullanılırsa, bedenin kilo vermesini, bağışıklık sisteminin güçlenmesini, zihnin sakinleşmesini, olumsuz duyguların denetim altına alınmasını, cinsel gücün artmasını, bedenin iklim koşullarına kolayca uyum sağlamasını, halsizlik ve yorgunluğun giderilmesini ve zihnin farklı yeteneklerinin açığa çıkmasını sağlayabilir.

    Nefes Kitabı, varlığımızın bu mucizevi yeteneğini kullanmak için gerekli olan teorik ve pratik bilgileri bir araya getirmekte, okuyucuyu adım adım basit nefes egzersizlerinden karmaşık tekniklere kadar ilerletmektedir.

    Bu bilgileri kullanarak siz de uykudaki gücünüzü harekete geçirebilirsiniz.

    Cem Şen yaklaşık 30 yıldır doğu öğretileri ve uygulamaları konusunda eğitim almakta ve 20 yıldır T’ai Chi Ch’uan, Taocu Yoga, Chan, Meditasyon, Nefes Teknikleri gibi farklı konularda eğitim vermektedir.

    Zen/Chan, Taoizm, Budizm ve Şamanizm öğretilerinin önemli ustalarının öğrenciliğini yapan Cem Şen, halen dünyanın farklı bölgelerindeki ustalarla çalışmalarını sürdürmektedir.

    Doğu öğretileri üzerine 30′dan fazla çeviri eseri, içlerinde ‘Enerjinin Dansı: T’ai Chi Ch’uan’ ve ‘Taocu Yoga Serisi’nin de bulunduğu 10 kitabı ve ‘Thumos: Ölümsüzlük Destanları’ adlı bir romanı bulunmaktadır.

    Halen, ‘Daimon: Bir Meleğin Düşüşü’ ve ‘Burkhan’ adlı romanları üzerinde çalışan Cem Şen, yakın bir zamanda www.cemsen.com.tr internet sitesi üzerinden Cem Şen Yaşam Merkezi’nin kuruluşu için çalışmalarda bulunmaktadır


  3. Cinsel eğitimde yaş küçülüyor

    by admin

    Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, çocukların eskisi gibi ”seni leylekler getirdi” sözüne inanmadığını belirtti.

    Keçe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cinselliğin yaşamın önemli parçalarından biri olduğunu kişinin cinsellikle ilgili bilgilerini, değer yargılarını ve tutumlarını hangi şartlarda ve kimlerden etkilenerek öğrendiğinin önem taşıdığını kaydetti.

    Cinselliğin, kişiye, ailede başlayan ve sosyal çevresiyle devam eden bir ağ tarafından farkına varmadan öğretilebileceğini ifade eden Keçe, ”Kişi, ergenlik çağına geldiğinde artık sadece kendi dürtüleriyle değil, bu öğrenilmiş toplumsal değer yargılarıyla birlikte ilk cinsel yakınlaşmalarına başlar. Bu açıdan bakıldığında cinsellik herkesin doğduğu andan itibaren yaşamında yer etmeye başladığı için ilk cinsel eğitim ailede yani evde başlamalıdır” dedi.

    Cinselliğin, bir kaygı ve stres kaynağı haline dönüşmemesi gerektiğini, ebeveynlerin çocuklarının yanında birbirlerine sevgilerini göstermelerinin önemli olduğunu bildiren Keçe, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ”Cinsel eğitimi kız çocuklarına annelerinin, erkek çocuklarına ise babalarının vermesi en doğru yaklaşım. Ebeveynler cinselliği çocuklarıyla konuşurken rahat olmalı, kısa ve öğretici bilgiler vermeli. Çocuklar soru sorana kadar cinsel konularda bir şey anlatılmamalıdır. Önemli olan onlara soru sorabilecekleri sevgi dolu bir aile ortamına sunabilmektir.

    Sevginin hissedildiği ve paylaşıldığı aile ortamında çocuklar, cinsel içerikli sorular soracaklardır. Bu tür çocuklar artık ‘seni leylekler getirdi’ sözüne inanmamaktadır


mirc sohbet siteleri cet islami chat